26 AĞUSTOS 1071

21 Eylül 2015
26 Ağustos 1071 Cuma günü; Sultan Alparslan üzerine beyaz bir elbise giymiş ve atının kuyruğunu kendi elleriyle bağlamıştı. İslam erleri arasında heyecanın doruk noktasına ulaştığı bu anda, Sultan Alparslan askerlerinin karşısına çıktı, onların önünde secdeye kapandı ve gözlerinden yaşlar boşalarak;

“Allah’ım! (c.c) Seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin rızan uğrunda savaşıyorum. Allah’ım (c.c), ordumu muzaffer eyle; benim günahlarım yüzünden onları kahreyleme! Ya Rabbi! Niyetim hâlistir, bana yardım et, sözlerimde hilâf varsa beni kahret!..” diye yalvardı.

Bu manzarayı gören askerler yüksek bir sesle hep birden tekbir getirdiler.

Sultan Alparslan bu duasından sonra derhal atına binerek, ordusunun karşısına geçti ve üzerindeki beyaz elbiseye işaret ederek;

“Beylerim!.. Yiğitlerim!.. Din-i İslâm için yarış eden gazilerim!.. İşte ben kefenimi giydim! Rıza-ı Bari için, içinizden bir nefer gibi çarpışacağım. Eğer şehadet müyesser olursa, bu beyaz elbise benim kefenim olsun! O meyanda, oğlumuz Melikşâh elbette ki başbuğdur!.. Küffarın sayısı çok, silahları da bir haylice! Bizim sayımız az, fakat Allah-u Teala bizimle!.. Bugün burada Allah’tan (c.c) başka Sultan yoktur! Bütün müminlerin mescitlerde bize dua ettiği şu saatte, ben kendimi düşman üzerine atmayı diliyorum! Ya muzaffer oluruz, yahut şehit oluruz!..” diye hitap etti.

Ardından mücahitlerin “Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber!” sesleri arasında Alparslan’ın kılıcını ileri doğru uzatarak verdiği hücum emriyle, İslâm erleri süratle düşman saflarının arasına daldı.

BENİ TAŞIYABİLECEK

21 Eylül 2015
Selçuklu Sultan’ı Sancar avdan gelirken, tarlasında çalışan bir çiftçiye rastlar. Sultan’ın işareti üzerine çiftçiyi derhal saraya getirir ve ona izzet u ikramda bulunurlar. Sultan onu, hazineye götürerek önüne bir çuval atar ve hazineden taşıyabileceği miktarda almasını söyler.

Çiftçi düşünür düşünür ve bir avuç altın alır. Sultan, ona niçin çuvalla almadığını sorduğu zaman, çiftçi:

– Bana, benim taşıyabileceğim altın değil, beni taşıyabilecek altın lazım, der.

Kaynak: Saparmurat Niyazof, Ruhname