Tarihin tozlu sayfalarından seçmeler...

Hikayeler, biyografiler, bilinmeyenler ve daha fazlası...

ELÇİYE LÜZUM YOK BEN GELİYORUM

7 Ocak 2017
Yavuz Sultan Selim, 1515 yılında Dulkadiroğlu Alâuddevle'yi Turnadağ Savaşı'nda mağlup etmiş ve bu ülkeyi sınırları içine katmıştı. Ancak Mısır Sultanı Kansu Gavri bir elçi göndererek, bu fethi protesto ediyordu. Elçi Türk hakanına: “Hutbelerde sultanımızın adı okunan memleketleri iade ediniz!” dediğinde, Yavuz da şöyle cevap verdi: ”Sultanınıza söyleyin, hutbe ve sikkede adının muhafazasını bizim memleketimiz Anadolu'da değil, Mısır'da düşünsün.” Elçi başını yere eğip: “Ben bunları sultanıma nasıl söylerim. Siz bir elçi gönderin de o söylesin”, deyince Yavuz gürler:

-Elçiye lüzum yok, ben geliyorum!
devamını oku

26 AĞUSTOS 1071

21 Eylül 2015
26 Ağustos 1071 Cuma günü; Sultan Alparslan üzerine beyaz bir elbise giymiş ve atının kuyruğunu kendi elleriyle bağlamıştı. İslam erleri arasında heyecanın doruk noktasına ulaştığı bu anda, Sultan Alparslan askerlerinin karşısına çıktı, onların önünde secdeye kapandı ve gözlerinden yaşlar boşalarak;

“Allah’ım! (c.c) Seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin rızan uğrunda savaşıyorum. Allah’ım (c.c), ordumu muzaffer eyle; benim günahlarım yüzünden onları kahreyleme! Ya Rabbi! Niyetim hâlistir, bana yardım et, sözlerimde hilâf varsa beni kahret!..” diye yalvardı.

Bu manzarayı gören askerler yüksek bir sesle hep birden tekbir getirdiler.

Sultan Alparslan bu duasından sonra derhal atına binerek, ordusunun karşısına geçti ve üzerindeki beyaz elbiseye işaret ederek;

“Beylerim!.. Yiğitlerim!.. Din-i İslâm için yarış eden gazilerim!.. İşte ben kefenimi giydim! Rıza-ı Bari için, içinizden bir nefer gibi çarpışacağım. Eğer şehadet müyesser olursa, bu beyaz elbise benim kefenim olsun! O meyanda, oğlumuz Melikşâh elbette ki başbuğdur!.. Küffarın sayısı çok, silahları da bir haylice! Bizim sayımız az, fakat Allah-u Teala bizimle!.. Bugün burada Allah’tan (c.c) başka Sultan yoktur! Bütün müminlerin mescitlerde bize dua ettiği şu saatte, ben kendimi düşman üzerine atmayı diliyorum! Ya muzaffer oluruz, yahut şehit oluruz!..” diye hitap etti.

Ardından mücahitlerin “Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber!” sesleri arasında Alparslan’ın kılıcını ileri doğru uzatarak verdiği hücum emriyle, İslâm erleri süratle düşman saflarının arasına daldı.
devamını oku

BENİ TAŞIYABİLECEK

21 Eylül 2015
Selçuklu Sultan’ı Sancar avdan gelirken, tarlasında çalışan bir çiftçiye rastlar. Sultan’ın işareti üzerine çiftçiyi derhal saraya getirir ve ona izzet u ikramda bulunurlar. Sultan onu, hazineye götürerek önüne bir çuval atar ve hazineden taşıyabileceği miktarda almasını söyler.

Çiftçi düşünür düşünür ve bir avuç altın alır. Sultan, ona niçin çuvalla almadığını sorduğu zaman, çiftçi:

– Bana, benim taşıyabileceğim altın değil, beni taşıyabilecek altın lazım, der.

Kaynak: Saparmurat Niyazof, Ruhname
devamını oku

LAGARİ HASAN ÇELEBİ

7 Ocak 2017
Lagarî Hasan Çelebi, füzeciliğin atası sayılmaktadır. Füze ile uçan ilk kişidir. 1633 yılında Sultan Dördüncü Murat'ın kızı Kaya İsmihan Sultan'ın doğduğu gece yapılan şenlikler sırasında füzeyle uçma marifetini gösterdi.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde roketle uçma hadisesini şu şekilde anlatmaktadır: “Murat Han'ın Kaya Sultan isimli kızı dünyaya geldiği gece akika kurbanı şenliği oldu. Lagari Hasan Çelebi elli okka barut macunundan yedi kollu bir alet icat eyledi. Sarayburnu'nda hünkar huzurunda, talebeleri bindiği aletin fitilini ateşlediler. Lagarî: “Padişahım seni Hudâ'ya ısmarladım.” diyerek semaya fırladı. Yanındaki diğer fişekleri de ateşleyip derya yüzünü aydınlattı. Büyük fişengin barutu bitince aşağıya doğru inerken kartal gibi kanatlarını açarak Sinan Paşa Köşkü önünde denize indi ve padişahın huzuruna geldi. Selam ve hürmetini arz etti. Padişah ona bir kese akçe ihsan buyurdu, sipahi yazdırıldı.”

Lagari Hasan Çelebi daha sonra Kırım'a gitmiş, orada Selamet Giray Han'ın maiyetinde iken vefat etmiştir.

KOCA YUSUF (1857-1898)

21 Eylül 2015
Güreşe çok küçük yaşlarda başladı ve kısa sürede meşhur oldu. Adalı Halil’i iki kere yenince başarıları efsaneleşti.

1897’de gittiği Avrupa’da alafranga güreşi öğrendi. Onların tekniği ile Avrupalı ünlü güreşçileri yendi. Daha sonra Amerika’da Amerika şampiyonunun sırtını yere getirdi.

“Dünyayı yenen Türk” olarak ünü cihanı tutan Koca Yusuf, memleket hasretine dayanamayarak yurda dönmek istedi. Atlas Okyanusu’nda geçirdiği bir deniz kazasında okyanusa mağlup oldu.

Biliyor Musunuz?

Meşhur bir politikacımıza Fransa'da: "Siz Osmanlıların Viyana kapılarında ne işiniz vardı? diye sorması üzerine, o politikacımızın gayet veciz bir şekilde: "Haçlı seferlerinin iade-i ziyaretiydi diye cevap verdiğini…
Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II Bayezid'in icadı olan "içi yivli topları kullanarak büyük başarılar elde ettiğini… Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda: "Yivli top 1868 de Almanlar tarafından icat edildi" diye okutma gafletini göstererek ecdadımızın kemiklerini sızlattığımızı…
Veli lakaplı II. Bayezid'in padişahlığı döneminde İstanbul'a, Moskova kralının elçisi sıfatıyla Mihail Plachtneef isimli birinin geldiğini… Bu adamın, insanı istifra ettirecek kadar pis kokmasından dolayı yıkanması için hamama götürüldüğünde, bu keferenin hayatında hiç hamam görmemiş olup yıkanmak ve çamaşır değiştirmek adetine aşina olmadığı ve kimse ile görüştürülmeden pisliğinden dolayı İstanbul'dan kovulduğunu...